EDEBİYATTA BOĞAZİÇİ

Boğaziçi, Boğaziçi mehtapları, Boğaziçi köyleri, koyları yazarlara, şairlere,
sanatçılara her dönem ilham kaynağı olmuştur. Düzyazıda, şiirde ve
şarkılarda en çok Boğaz mehtapları ve Bebek, Göksu, Kandilli, Kanlıca,
Üsküdar, Beykoz gibi semtler işlenmiş ya da roman ve hikayelerin
dekorunu, çevresini, çerçevesini oluşturmuştur.
19. yy'da Boğaziçi'nin önem kazanmaya, saray ve çevresinin her iki sahilde de birbiri ardına sahilsaraylar, sahilhaneler, köşkler yaptırmaya başlamasıyla Boğaziçi Divan Edebiyatı'nda da daha fazla yer almaya başladı. Neş'et, İlhami mahlasıyla yazan III. Selim, Sünbülzade Vehbi (ö.1809), Enderunlu Fazıl (ö.1810), Reisülküttab Arif Efendi, (ö.1813), Arif Mehmed Efendi (ö. 1816), Enderunlu Vasıf (ö.1824), Adil mahlasıyla yazan II. Mahmud (ö.1839), Sermed (ö. 1839) vb Boğaziçi'ni, daha çok, zamanın en ünlü mesire yeri Göksu ağırlıklı olarak yazan şairlerdir.
Daha sonraki dönemlerde ve günümüzde şair ve yazarlar Boğaziçi'ne ilgisiz kalmamışlar, aksine Boğaziçi tüm yönleri ve semtleriyle 20. yy edebiyatında yer almıştır. Yüzlercesi arasından Abdülhak Hamid, Faruk Nafiz Çamlıbel, Recaizade Ekrem, Tevfik Fikret, Mehmed Akif, Halid Fahri Ozansoy ve en önemlilerden biri olan, Boğaziçi üzerine Türk edebiyatının en güzel mısralarını yazmış Yahya Kemal Beyatlı sayılabilir. O Boğaz'a her tepeden, her semtten bakmış ve Boğaz'ı çeşitli mevsimlerde, çeşitli ışıklar ve renkler altında anlatmıştır.
Öte yandan pek çok sanatçı, yazar, şair Boğaziçi'nin çeşitli semtlerini
yerleşme yeri olarak seçmişler, uzun süreler buralarda yaşamışlar ve
eserlerini buralarda vermişlerdir. Tevfik Fikret adı neredeyse Aşiyan ile
özdeşleşmiştir. Abdülhak Şinasi Hisar, Rumelihisarı'nda; Necip Fazıl, Asaf
Halet Çelebi, Peyami Safa Beylerbeyi'nde oturmuşlardır.
20. yy'da çağdaş bir anlayışı benimseyen Türk edebiyatı, Boğaziçi'ni
pitoresk özellikleriyle olduğu kadar, kültür ve uygarlık tarihi açısından da
ele almış; edebiyatın hemen hemen bütün türlerinde irdelemiştir.
Boğaziçi, şairler, romancılar ve hikayeciler için bir doğa harikası olmaktan
çıkarak, geçmiş zamanın bugüne taşıdığı ekinsel bir ocak niteliğiyle
anılmıştır. Aynı şekilde edebi nitelikli düzyazılarda Boğaziçi'nin birçok
özelliklerine değinme fırsatı bulunmuştur.
Yahya Kemal Beyatlı'nın saptadığı Boğaziçi, tarih açısından, Bizans
zamanında tek tük köylerden ve kiliselerden ibaret bir yöredir. Asıl
Boğaziçi fetihten sonra kurulur ve Kavaklar'a kadar bayındır bir görünüme
kavuşur. Yahya Kemal'e göre, "bir semtten diğerine geçerken, bir yıldızdan
bir yıldıza geçmiş kadar başkalık" duyulur; "Kandilli, Anadoluhisarı,
Kanlıca, Çubuklu birbirine komşu köylerdir; lakin her birinin çerçevesi,
havası, güzelliği başkadır. Birinden ötekine geçerken manzara değişir"
.
Yazının Tamamı: http://www.yvik.org.tr/index.asp?pg=kh&newID=1644
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

